Arkadaşları Küçük Nasrettin’e bir oyun oynamak isterler.
– Nasrettin, biz hamama gidip yumurta yapacağız.
Bizimle gelmek ister misin, deyince
küçük Nasrettin arkadaşlarının yine bir şeyler planladıklarını anlar.
– Tabii gelirim, der.
Böylece bütün çocuklar hamama giderler.
Çocuklar gizledikleri yumurtaların üzerine otururlar. İçlerinden biri:
– Hey Nasrettin! Şimdi hep beraber yumurtlayacağız.
Kim yumurta yapamazsa bütün hamam paralarını o verecek, der.
Hep bir ağızdan gıdaklamaya başlarlar.
“Gıt, gıt, gıdaak. Gıt, gıt, gıdaak.”
Sonra da gizledikleri yumurtaları çıkarırlar.
İşte tam bu sırada küçük Nasrettin horoz gibi öter.
“Üürü üüü. Üürü üüü.”
Çocuklar şaşırır.
– Nasrettin sen ne yapıyorsun, derler.
Küçük Nasrettin gülerek,
– Eee, arkadaşlar! Bu kadar tavuğa bir de horoz gerekir. Öyle değil mi, der.
Yağmurdan Kaçıyorum Nasrettin Hoca Fıkrası
Yağmurlu günde Hoca pencerenin kenarında otururken.
Yağmurda ıslanmamak için kaçan bir komşusunu görür.
Pencereyi açarak, – Çok yazık, sana hiç yakıştıramadım.
İnsan hiç Allah’ın rahmetinden kaçar mı, diye seslenir.
Onu duyan adam utanarak yavaş yavaş yürümeye başlar.
Tepeden tırnağa kadar ıslanır.
başka gün Hoca dışarıdayken yağmur yağmaya başlar.
Hoca evine doğru koşarken komşusu pencereden seslenir.
– Heyy Hoca’m ayıp değil mi? Allah’ın rahmetinden niçin kaçıyorsun?
Hoca kendisinden emin koşarken şöyle der:
Ne diyorsun komşum. Ben rahmetten kaçmıyorum.
Tam tersi yere düşen rahmeti çiğnememek için koşuyorum.
Yağmurda ıslanmamak için kaçan bir komşusunu görür.
Pencereyi açarak, – Çok yazık, sana hiç yakıştıramadım.
İnsan hiç Allah’ın rahmetinden kaçar mı, diye seslenir.
Onu duyan adam utanarak yavaş yavaş yürümeye başlar.
Tepeden tırnağa kadar ıslanır.
başka gün Hoca dışarıdayken yağmur yağmaya başlar.
Hoca evine doğru koşarken komşusu pencereden seslenir.
– Heyy Hoca’m ayıp değil mi? Allah’ın rahmetinden niçin kaçıyorsun?
Hoca kendisinden emin koşarken şöyle der:
Ne diyorsun komşum. Ben rahmetten kaçmıyorum.
Tam tersi yere düşen rahmeti çiğnememek için koşuyorum.
Hepsinin Tadı Aynıdır Nasrettin Hoca Fıkrası
Nasrettin Hoca,
bağdan topladığı üzümleri eşeğine yükler.
Evine giderken yolda çocuklar peşine takılır.
– Hoca Efendi bize de üzüm verir misin, dedikleri zaman Hoca çocuklara bakar.
Bu kalabalık çocukların her birine bir salkım verse, üzümler bitecek.
Tutar, her birine bir tane üzüm verir.
Çocuklar sızlanmaya başlar.
– Ama Hoca efendi, çok az verdin.
Nasrettin Hoca:
– Canım niye ısrar ediyorsunuz. Ha bir tane ha on tane ne fark eder.
Nasıl olsa hepsinin tadı aynı değil mi, diyerek gider.
bağdan topladığı üzümleri eşeğine yükler.
Evine giderken yolda çocuklar peşine takılır.
– Hoca Efendi bize de üzüm verir misin, dedikleri zaman Hoca çocuklara bakar.
Bu kalabalık çocukların her birine bir salkım verse, üzümler bitecek.
Tutar, her birine bir tane üzüm verir.
Çocuklar sızlanmaya başlar.
– Ama Hoca efendi, çok az verdin.
Nasrettin Hoca:
– Canım niye ısrar ediyorsunuz. Ha bir tane ha on tane ne fark eder.
Nasıl olsa hepsinin tadı aynı değil mi, diyerek gider.
Rüyada Gözlük Nasrettin Hoca Fıkrası
Nasrettin Hoca bir gece aniden uyanır.
– Hatun, çabuk kalk. Gözlüğüm nerede, bulamıyorum?
Kadın, uykulu uykulu,
– Hoca, gece yarısı niçin gözlük arıyorsun, der.
Hoca telaşlı telaşlı gözlüğünü takar.
– Ne demek niçin?
Tabii ki rüyada daha iyi görmek için!
– Hatun, çabuk kalk. Gözlüğüm nerede, bulamıyorum?
Kadın, uykulu uykulu,
– Hoca, gece yarısı niçin gözlük arıyorsun, der.
Hoca telaşlı telaşlı gözlüğünü takar.
– Ne demek niçin?
Tabii ki rüyada daha iyi görmek için!
Vasiyet Etmiş Nasrettin Hoca Fıkrası
Bir gün Nasrettin Hoca, karısına,
– Bak Hatun, size vasiyetimdir.
Öldüğüm zaman beni baş aşağı gömün!
Tam mı, der.
Karısı şaşırır.
– Bu ne biçim vasiyet Hoca?
Niye baş aşağı gömülmek istiyorsun, diye sorar.
Hoca kendisinden emin bir şekilde,
– Niye olacak.
Yarın kıyamet koptuğunda her şey alt üst olacak.
İşte o zaman ben dosdoğru kalkarım, cevabını verir
– Bak Hatun, size vasiyetimdir.
Öldüğüm zaman beni baş aşağı gömün!
Tam mı, der.
Karısı şaşırır.
– Bu ne biçim vasiyet Hoca?
Niye baş aşağı gömülmek istiyorsun, diye sorar.
Hoca kendisinden emin bir şekilde,
– Niye olacak.
Yarın kıyamet koptuğunda her şey alt üst olacak.
İşte o zaman ben dosdoğru kalkarım, cevabını verir
Ben Sözümden Dönmem Nasrettin Hoca Fıkrası
Bir gün Hoca’ya bir komşusu sorar.
– Hoca’m, sen kaç yaşındasın?
Hoca ak sakallarını sıvazlar.
– Kırk yaşındayım.
Komşusu hemen itiraz eder.
– Nasıl olur Hoca’m?
On yıl önce de aynı şeyi söylemiştiniz,
deyince Hoca gülümser.
– Bak komşum sözünden dönmek bize yakışmaz.
Sen bu soruyu on yıl sonra yine sor.
Göreceksin aynı cevabı vereceğim.
Ben sözümden dönmem, der.
– Hoca’m, sen kaç yaşındasın?
Hoca ak sakallarını sıvazlar.
– Kırk yaşındayım.
Komşusu hemen itiraz eder.
– Nasıl olur Hoca’m?
On yıl önce de aynı şeyi söylemiştiniz,
deyince Hoca gülümser.
– Bak komşum sözünden dönmek bize yakışmaz.
Sen bu soruyu on yıl sonra yine sor.
Göreceksin aynı cevabı vereceğim.
Ben sözümden dönmem, der.
Ya Tutarsa Nasrettin Hoca Fıkrası
Bir gün Nasrettin Hoca göl kenarında gider.
Elinde de bir kase yoğurt vardır.
Hoca, yoğurdu kaşık kaşık göle boşaltmaya başlar.
Bu sırada onu gören biri şaşırarak,
– Hoca ne yapıyorsun, diye sorar.
Hoca gülerek,
– Görmüyor musun göle yoğurt mayalıyorum, der.
Adam, Hoca’nın delirdiğini düşünür.
– Vah, vah, vah!
Sen çıldırdın mı Hoca! Koskoca göl maya tutar mı, deyince
Hoca gayet ciddi cevap verir.
– Peki ama ya tutarsa
Elinde de bir kase yoğurt vardır.
Hoca, yoğurdu kaşık kaşık göle boşaltmaya başlar.
Bu sırada onu gören biri şaşırarak,
– Hoca ne yapıyorsun, diye sorar.
Hoca gülerek,
– Görmüyor musun göle yoğurt mayalıyorum, der.
Adam, Hoca’nın delirdiğini düşünür.
– Vah, vah, vah!
Sen çıldırdın mı Hoca! Koskoca göl maya tutar mı, deyince
Hoca gayet ciddi cevap verir.
– Peki ama ya tutarsa
Parayı Veren Düdüğü Çalar Nasrettin Hoca Fıkrası
Nasrettin Hoca‘nın pazara gideceğini duyan çocuklar çevresine toplanırlar.
– Hoca, bana düdük al!
– Bana da, bana da!
-Ben de düdük isterim!
– Bir tane de bana!
Ama çocuklardan sadece biri Nasrettin Hoca’ya düdük parası verir. Akşama doğru Hoca pazardan döner. Çocuklar sevinçle düdüklerini isterler. Nasrettin Hoca cebinden bir düdük çıkarır. Parayı veren çocuğa düdüğü uzatır. Tabii diğer çocuklar hep bir ağızdan bağırırlar.
– Hani bizim düdüğümüz?
Nasrettin Hoca gülerek,
– Eee, çocuklar!
Parayı veren düdüğü çalar, der.
– Hoca, bana düdük al!
– Bana da, bana da!
-Ben de düdük isterim!
– Bir tane de bana!
Ama çocuklardan sadece biri Nasrettin Hoca’ya düdük parası verir. Akşama doğru Hoca pazardan döner. Çocuklar sevinçle düdüklerini isterler. Nasrettin Hoca cebinden bir düdük çıkarır. Parayı veren çocuğa düdüğü uzatır. Tabii diğer çocuklar hep bir ağızdan bağırırlar.
– Hani bizim düdüğümüz?
Nasrettin Hoca gülerek,
– Eee, çocuklar!
Parayı veren düdüğü çalar, der.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
